Dağılın ülen ben geldim :)
Uzun zamandır özel ve iş yaşantımdaki dalgalanmalardan dolayı yazamıyordum :) Her geçen günde yaşamın ne kadar zor olduğunu birebir tecrübe edinerek ve lise/üniversitedeki toz pembe bakış açısıyla gerçek yaşamın çok farklı olduğunu görmekten kendime bile vakit ayıramıyordum. İnsanların ne kadar pis ve kirlenmiş olduklarına, sahte sevgi sözcüklerine, umarsızca söylenen yalanlara, insanların sürekli başka birisinin arkadasından konuşupda kazdıkları çukurları gördüm. Oysa ben bu kadar da kötü olabileceğini sanmıyordum. Yani mezun olup iş dünyasına girdiğimde, dostlarım bilir sevgilim oluncada ilişkinin ne kadar çabalarsan çabala, asla istediğin gibi gitmediğini ve dahası onun için yaptıklarından onun haberi bile yokken onca yaptığım fedakarlığa rağmen bir anda saçma sapan nedenlerle bırakması... Bunlarla biranda karşılaşacağımı sanmıyordum ama işin daha da kötüsü herşeyin biranda olması. Yani bu olumsuzluklar zincir olarak değilde tüm bu olumsuzların aynı anda başlaması (batch proses :p ) ve haliyle bu yükünde zamanla çok ağır gelmeye başlaması beni oldukçada yordu. Özellikle bir insana o kadar çok inanıp sevince, güvenince ve tüm planlarınızı silip herşeyin içine onu katıp tekrar yapılandırınca ve üstelik ona henüz doyamamışken ve hiçbir zamanda doymayacağınızı düşünüp hergün bu yüzden yüzünüzde güzel bir gülümseme varken, aslında bir neden bile olmayan bir sebeple çekip gitmesi, insana bi hayli koyuyor. Koymak ne kelime doksana taktı hatta :) Ama her zaman kendime kendime konuşurken dediğim gibi "Peki tüm bu olanlar, hayallerimizden ve ideallerimizden vazgeçirebilecek mi bizi?" diğer benin cevabı "Elbette hayır, savaşmaya devam" :) Kendimce güzel hayallerim var ve bunlardan en çok önem verdiğim bir aşk evliliği yapmak ve o aşkı 50 yaşına bile gelince sıcak tutabilmek. Bunu ben başarabilirim ama tek başıma değil. Karşımdaki kişinin de çaba sarfetmesi ve aynı şeylere inanmamız gerekiyor. Hatta bu hayalim uğruna kalan herşeyden bile vazgeçebilirim.
Ayrılık acısı hayatımdan birçok şeyi aldı götürdü. Bunalımlara ve deprosyonlara girip girip çıktım, çıkıp çıkıp girdim çok garip bi ruh halindeyim. Ayrılalı 1.5ay olmasına rağmen, hayali halen önümde :) Herşey an ve an kare kare gözümden akıp geçiyor göz kapaklarımı kapatınca. Tamam biraz paranoyakım ehm şey birazda şizofren potansiyelinede sahip olabirim :p ama sevincede sonuna kadar seviyorum be abi. Sizcede aşk, yanıp kül olmaya değmezmi?
Tüm bu düşüşlere bugün bir yenisini daha ekledim ve işimden ayrıldım. Bu dağınık kafayla ne işimi düzgün yapabilirdim, ne de müşteri ve patronlarımı memnun edebilirdim. En azından kariyerimi bataklığa sokmadan bir mola vermek iyi olur diye düşündüm. Aslında tek neden ruh halim değildi elbet, bunun yanında başka nedenlerde var ama artık ne önemi var ki :) Bugün işsizler ordusuna bir idealist genç daha katıldı :) Murphy yasaları madde 88: Gülümse, yarın daha kötü olacak :)
Bugün evde boş boş otururken facebookta yer alan günlük fal uygulaması benim için şöyle bir yorum yaptı :
"İstediğiniz gibi yürümediği için size üzüntü veren aşk hayatınız hakkında sevindirici gelişmeler yaşayabilirsiniz. Son günlerde yaptığınız verimli çalışmalar ve yeni fikirlerinizle dikkat çekmeye başladınız. Hedeflerinize ulaşmak için yaptığınız girişimlerin size geri dönüşlerini önümüzdeki günlerde almaya başlayacaksınız. Elde edeceğiniz kazanç yüzünüzü güldürse bile çok büyük gelişmeler beklemeyin. Adımlarınızı sağlam atın. Abur cubura olan düşkünlüğünüz sağlıksız beslenmenize yol açıyor."
Fala inanma falsızda kalma demişler :) Gerçi en son falım tamamen fiyaskoydu. Son bir umutla kız arkadaşımın yanına gitmeden hemen önce baktığım falım için bir ekran görüntüsü almıştım. Tarih 26 Aralık 2009 :)
Bunu okuyunca "lan eğer bu tutarsa herşeyi bırakıp astronomi üzerine çalışacam" diyecek kadar olmuştum :) Sonuç ? : kajfkıafkas :D çok da düşünmeye gerek yok, falda ne yazıyorsa tam tersi oldu :D Çıktığım seyahatte bi fayda sağlamadı :) Bunu ele alarak bugünkü falımda muhtemelen fiyasko :) Ama okuyup hayal kurunca insan bir süre mutlu oluyor. :) Napalım umut fakirin ekmek parasıdır :)
Ama en güzeli gülümseyebilmek sanırım :) Günlerce içtim, günlerce düşünüp durdum, kafayı yedim, insanları kırdım, ailemle sürekli kavga ettim, heryeri herşeyi dağıttım ki ablam psikoloğa göndermeyi bile düşünmüş :D aslına bakarsanız şuanki mevcut durumumda da pek bi değişiklik yok gibi ama gülümsememi asla kaybetmedim, içten içe gülümsüyordum hep. İnançlarımdan vazgeçmedim, hayallerimden de... Hakkımızda hayırlı neyse inşallah o olur :) Cümleten iyi akşamlar benden bugünlük bu kadar :)
Benzer konu yok.
Bu konu 242 gün önce yazıldı.
Bu yazıyı beğendin mi?
Henüz geri bildirim yok.


Henüz kimse düşüncesini belirtmemiş

























