İncisözlük Facebook’u Hacklemedi!

İnci sözlük Facebook’u hacklemedi. Sadece bazı kelimelerin, Türkçe’si böyle daha uygun diye oya sunulup binlerce kişinin de (inci sözlük furyası) oylamasıyla, o kelimenin (veya cümlenin) değişmesinden ibaret herşey. Bu yüzden facebook hesabım kilitlendi / hacklendi tarzında korkulara düşmenize gerek yok.

Kamuoyuna önemle duyurulur :)

Yine Uzun Bir Aradan Sonra

Sanırım tekrar uzun bir süredir blog siteme birşeyler yazmayı ihmal etmişim. Fakat hak verirsiniz ki bu aralar özellikle SEO ile ilgili olan yazılarımı, özgün niteliklerini korumaları adına seo yarışması siteme yazıyorum. En azından bu durum bir 2 ay daha devam edecek. Söz veriyorum yarışma bittikten sonra ve biraz da dinlendikten sonra güzel makale girişleri ile buraya geri döneceğim. Gerçi hoş bu yazıları okuyan var mıdır bilemiyorum :)

Bir önceki yazımda bahsettiğim üzere Egebilgi firmasına SEO danışmanı çalışmaya başladım. Fakat sadece SEO ile ilgili kısımlar değil, Google AdWords yönetimi ile de ilgilenmekteyim. Nedense Türkiye’de bir uzman kelimesidir tutturulmuş  gidiyor. Şuyun uzmanıyım buyun uzmanıyım gibi gibi…. Halbuki ben iş görüşmelerimde bile iş ilanlarında yer alan “SEO Uzmanı” tarzındaki başlıklara takılırım ve bu duruma karşı oldukça da şaşırıyorum. Hatta bunu iş görüşmelerimde bile söylüyorum.

“Eğer bir uzman arıyorsanız bu kesinlikle ben değilim. Sadece bu işi planlı ve profesyonel olarak yürütebilen tecrübeli bir elemanım.”

O kadar, hem online hem de reel seminerlere katıldım ki, bunlar Google AdWords, pazarlama ve çeşitli dallarda olsun, bir gün kendime şunun uzmanıyım diye tanıtmadım kendimi. Bildiğim tek bir şey var ki, ilk etapta kendisine uzmanım diye tanıtan adamdan hayır gelmediği; en azından SEO sektöründe…

Niels Bohr’un dediği gibi “Uzman, dar bir alanda yapılabilenecek tüm hataları yapan insandır.” Henüz 22 yaşındayım ve tüm hataları şuana kadar yapmış olamam. Bu yüzden bir süre daha kendim için bu sıfatı kullanmayacağım.

Neyse efendim yaklaşık 3 hafta kadar bir süredir egebilginin kendi sitesine çeki düzen vermekle uğraşıyoruz. Daha doğrusu karar verilen tasarım tam olarak elime geçmediği için SEO işlemleri için kısmen beklemediğim. Uzaktan bağlanarak en azından içerik ve meta ile ilgili olan kısımları bitirdim. Site ve menü mimarisini tasarım ile birlikte başlayıp bitirmiştik. 301 ve 404 ile ilgili kısımları da bugün bitirdim. Yarına büyük bir aksilik çıkmazsa yayına alacağız. Yayına aldıktan hemen sonra başta server yapılandırmaları olmak üzere script üzerine bazı iyileştirme çalışmaları yapacağım.

Başka bir sayfa…

Bugün hayatımın başka bir sayfasına geçmiş bulunmaktayım. Turkcell Silver Partneri Hermes İletişim’de, toplu sms ve şirkete ait diğer web sitelerin önemli kelimelerinde iyileştirme çalışmaları yapmak üzere 2010 Ocak ayında bünyelerine katılmıştım. 4 aylık süreç sonunda kritik tüm kelimelerde yükselme sağladım. Yan kelimelerde de çalışmalarım devam ediyordu. Fakat bazı özel nedenler ve evime olan mesafesinden dolayı 6. ayımda kendime daha uygun olduğunu düşündüğüm, Karşıyaka’da bulunan Egebilgi firmasında iş görüşmelerine balamıştım. Bugün kendileri ile çalışmaya başladım. Bu işyeri ile olan iş görüşmem sonrası aklımda kalan son diyalog:

Patron: Eee uğur buraya kadar herşey güzel, peki bir işyerinden beklentin nedir?
Ben: Şort t-shirt giyebilecekmiyim abi? :D
Patron: İşte bu :D

gibi birşeydi :) Evet bugün hayatımın başka bir sayfasını açtım. Günlük alışkanlarım ve standartlaşan hareket ve yol güzergahlarım bir hayli değişti. Fakat değişmeyen bazı şeylerde mevcut. Örneğin; delikanlı ihtiyar sendroumu gibi. Hani bir tabir vardır yaşlı insanlar için “ihtiyar delikanlı” diye, işte ben onun tam tersiyim :) Otobüste sırf ayakta gitmemek için ilk durağa gidiyor arka koltuklara oturup “ohh be dünya varmış” diyip iç çekmek, 1 saat yol yürüdüm diye 3-4 gün kas sıkışması (et kırılması) yaşamak, 2-3 yılda bir oynadığım 1 futbol maçından sonra 1 hafta ayağa kalkamamak gibi durumlar var :D Ülen diyorum yaşımda 22 hani ya bir yerde terslik var ama nerde? İşimden dolayımı acaba diyeceğim ama bu tür yan etki ve düşünceleri sergilemeyen bir çok arkadaşım var. Sorun bende sanırım :) sanırsam yani muhtemelen büyük olasılıkla, tamam tamam kavga çıkmasın, sorunlu benim…

Bu arada seo yarışması siteme, blog bölümü açtım fakat yaşadığım “bu sayfanın çevirisini yap” problemi sürekli kendisini nüksediyor. Bu bloguma yazacağım ama yarışma dolayısıyla konuları yarışma siteme açıyorum. Dolayısıyla ufak ipuçları için iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması sitemi ziyaret etmenizi önermekteyim. Şimdilik tekrardan hoşçakalın…

Psikolojik Saçmalatmacalar

Yaşça benden büyük abilerimin sürekli olarak söyledikleri şey; “Uğur dışarı çık”, “Uğur biraz sosyal ol”, “Uğur kız arkadaşı edin” gibi gibi şeyler uzuyorda gidiyor. Aslında beni düşünerek bu cümleleri sarfettiklerini biliyorum fakat içsel nedenleri sorgulamadan bu tür teşhis koymaları çok yapmacık geliyor. Bana yapmacık gelen eleştirileri de çok rahat gözardı ediyorum. Dünyaya, olaylara ve insanlara gelişi güzel bakmaya başaran bu kişiler için hayat iyi ve dünya dönüyor. Sonuç odaklı çalışan beyinler, olumsuzluklara karşı susmayı ve adapte olmayı öğrenmiş durumdalar. Sorgulamadan ezbere yaşamayı benimsedikleri apaçık ortada. Asosyal olmadığımı düşünüyorum. Sadece dışarıdaki dünyanın kirli yüzüne hergün tanık olmak hoşuma gitmiyor.

Günümün uyku ve zorunlu olan ihtiyaçlarına ayırdığım zaman diliminin dışındaki kalan sürenin %90′nını bilgisayar karşısında geçiriyorum. Fakat daha sakin ve huzurlu bulduğum burası diğerleri tarafından sıkıcı bulunuyor. Elbette bir çok arkadaşım var saçmalamayın; hatta arada dışarı içmeye ve dolaşmaya çıkıyorum, yine sinemaya gidiyorum falan ama insanların sorumsuz ve aşırı duyarsız tavırlarına karşı olan rahatsızlığım, benim için dışarının çok çekici gelmemesine neden oluyor. Sokaklar, diğer insaları önemsemeden hayvan gibi yürüyen yaratıklarla dolu. Cinayetler, tecavüzler, kavgalar vsvsvsvs…. Kaldı ki tam anlamıyla anlaşabildiğim arkadaşım da az aslında ve beni tam olarak anlayabilen insanla henüz tanışmak nasip olmadı. Daha doğrusu artık insanları kendime yaklaştırmamaya (düşünsel ve duygusal olarak) çalışıyorum. Dertleşme ortamında bile insanların sizin sorunlarınızla gerçekten ilgilenmedikleri, sırf yapmak zorunda olduklarını düşündükleri için cümleler kurduklarını görmemek için aptal olmak gerekiyor. Sanırım biraz da kendimi ifade etmemde bazı sorunlar var. Sonuç olarak elbette kimsenin bizim sorunlarımızla ilgilenmeleri gerekmiyor. Herşey tıpkı bizde başladığı gibi bizde bitiyor. O zaman dışarıda bu insanlarla neden vakit öldüreyim ki? Şahsen vaktimi sonu olmayan boş muhabbetlerle harcamak istemezdim.

Özellikle dişi cinsiyeti hakkında konu açıldığında ise duygusal anlamda artık anında duraksıyorum. Bu konuda çok tecrübeli olduğum söylenemez. Fakat elbette gönlümü verdiğim 1-2 kişi oldu ama bu kişiler de itinayla yalanlarına alet ettiler. Bir insanı ne kadar çok düşünürsen, o kişi seni o kadar çok dağıtıyor. Bu da bizi insanlara ilgi göstermememiz gerektiğine götürüyor. Haksız mıyım? Ama bu seferde olayın mantığından çıkmış olmuyor muyuz sizce? Bu dişi cinsiyeti nasıl bir yaratılımdır anlamış değilim fakat bu kadar egoist ve bencil bir yaratılım yoktur dünyada. Caddede yanımdan geçen bayanların sohbetlerine ister istemez kulak misafiri oluyorum. Arkadaşlarımın sevgilileriyle yaşadıkları sorunları dinliyorum. Çevremdeki bayanları gözlemliyorum. Hepsinde çıkan ortak payda bir sürü gereksiz sohbet ve uğraşlar. Haddime değil yargılamak; sadece kendi fikrim bu şekilde. Şuana kadar çıktığım kızlar içerisinde de 1 tanesi akıllıydı, o da bıraktı zaten (fazla aklı başındaydı :p ). Onun dışındakiler + tanıdığım diğer dişiler oldukça egoist ve boş düşünce olarak betimleyeceğim hareketleri sergiliyor. Aşk gerçekten nedir? Uğraşmaya değer mi? Şahsen aşkın olduğu yerde mantığın olmayacağına inanan birisiyim. Kaldı ki bir gönül kırıklığı yaşarken yazdığım buradaki yazıda bu konudan da bahsetmiştim. Friedrich Nietzshe‘nin şu sözleri gelir aklıma :

İnsanları sevdiğinizi söylüyorsunuz. Ama daha derine indiğinizde sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz. Siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz…

Hal durum böyleyken, bana dışarı çıkmam için gerçekten mantıklı birşeyler söyleyebilir misiniz? Bekliyorum..

Sosyal Sitelerde Cinsiyete Göre Kullanım İstatistikleri

Öncelikle aşağıda yer alan demografik bilgilerin anlatımını gerçekleştirelim.

  • Web sitelerin %84′ü, diğer bir anlatımla her 19 siteden 16′sı ağırlıklı olarak bayan kullanıcıya sahip.
  • Sosyalleşme web sitelerinden Digg, Reddit ve Slashdot ağırlıklı olarak erkek kullanıcılara sahip. Bunlardan Slashdot sitesindeki kullanıcıların %82′sini erkek kullanıcılar oluşturmakta.
  • Eğer bu 3 web sitesini istatistiklerde kullanmazsak, bayan kullanıcılar erkek kullanıcılardan daha fazla.
  • Twitter ve Facebook kullanıcı cinsiyet oranları birbirlerine benzerlik gösteriyor. Twitterın toplam üye sayısının %59 ‘unu bayan kullanıcılar oluştururken, facebookta bu oran %57 düzeyinde.
  • Bayanların en yoğun olarak yer aldıkları web sitesi bebo.com ve toplam üye sayısının %66 sını bayanlar oluşturuyor. Bebo.com’u sırasıyla myspace ve classmates.com takip ediyor.
  • 19 büyük sosyal web sitesindeki toplam cinsiyet oranlarına baktığımızda, %47bay %53 bayan kullanıcıları oluşturuyor.

Sosyal Web Sitelerindeki Cinsiyet Oranları

Kaynak: pingdom.com

Arama
Beni Yukarı Çıkar