Başka bir sayfa…

Bugün hayatımın başka bir sayfasına geçmiş bulunmaktayım. Turkcell Silver Partneri Hermes İletişim’de, toplu sms ve şirkete ait diğer web sitelerin önemli kelimelerinde iyileştirme çalışmaları yapmak üzere 2010 Ocak ayında bünyelerine katılmıştım. 4 aylık süreç sonunda kritik tüm kelimelerde yükselme sağladım. Yan kelimelerde de çalışmalarım devam ediyordu. Fakat bazı özel nedenler ve evime olan mesafesinden dolayı 6. ayımda kendime daha uygun olduğunu düşündüğüm, Karşıyaka’da bulunan Egebilgi firmasında iş görüşmelerine balamıştım. Bugün kendileri ile çalışmaya başladım. Bu işyeri ile olan iş görüşmem sonrası aklımda kalan son diyalog:

Patron: Eee uğur buraya kadar herşey güzel, peki bir işyerinden beklentin nedir?
Ben: Şort t-shirt giyebilecekmiyim abi? :D
Patron: İşte bu :D

gibi birşeydi :) Evet bugün hayatımın başka bir sayfasını açtım. Günlük alışkanlarım ve standartlaşan hareket ve yol güzergahlarım bir hayli değişti. Fakat değişmeyen bazı şeylerde mevcut. Örneğin; delikanlı ihtiyar sendroumu gibi. Hani bir tabir vardır yaşlı insanlar için “ihtiyar delikanlı” diye, işte ben onun tam tersiyim :) Otobüste sırf ayakta gitmemek için ilk durağa gidiyor arka koltuklara oturup “ohh be dünya varmış” diyip iç çekmek, 1 saat yol yürüdüm diye 3-4 gün kas sıkışması (et kırılması) yaşamak, 2-3 yılda bir oynadığım 1 futbol maçından sonra 1 hafta ayağa kalkamamak gibi durumlar var :D Ülen diyorum yaşımda 22 hani ya bir yerde terslik var ama nerde? İşimden dolayımı acaba diyeceğim ama bu tür yan etki ve düşünceleri sergilemeyen bir çok arkadaşım var. Sorun bende sanırım :) sanırsam yani muhtemelen büyük olasılıkla, tamam tamam kavga çıkmasın, sorunlu benim…

Bu arada seo yarışması siteme, blog bölümü açtım fakat yaşadığım “bu sayfanın çevirisini yap” problemi sürekli kendisini nüksediyor. Bu bloguma yazacağım ama yarışma dolayısıyla konuları yarışma siteme açıyorum. Dolayısıyla ufak ipuçları için iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması sitemi ziyaret etmenizi önermekteyim. Şimdilik tekrardan hoşçakalın…

Psikolojik Saçmalatmacalar

Yaşça benden büyük abilerimin sürekli olarak söyledikleri şey; “Uğur dışarı çık”, “Uğur biraz sosyal ol”, “Uğur kız arkadaşı edin” gibi gibi şeyler uzuyorda gidiyor. Aslında beni düşünerek bu cümleleri sarfettiklerini biliyorum fakat içsel nedenleri sorgulamadan bu tür teşhis koymaları çok yapmacık geliyor. Bana yapmacık gelen eleştirileri de çok rahat gözardı ediyorum. Dünyaya, olaylara ve insanlara gelişi güzel bakmaya başaran bu kişiler için hayat iyi ve dünya dönüyor. Sonuç odaklı çalışan beyinler, olumsuzluklara karşı susmayı ve adapte olmayı öğrenmiş durumdalar. Sorgulamadan ezbere yaşamayı benimsedikleri apaçık ortada. Asosyal olmadığımı düşünüyorum. Sadece dışarıdaki dünyanın kirli yüzüne hergün tanık olmak hoşuma gitmiyor.

Günümün uyku ve zorunlu olan ihtiyaçlarına ayırdığım zaman diliminin dışındaki kalan sürenin %90′nını bilgisayar karşısında geçiriyorum. Fakat daha sakin ve huzurlu bulduğum burası diğerleri tarafından sıkıcı bulunuyor. Elbette bir çok arkadaşım var saçmalamayın; hatta arada dışarı içmeye ve dolaşmaya çıkıyorum, yine sinemaya gidiyorum falan ama insanların sorumsuz ve aşırı duyarsız tavırlarına karşı olan rahatsızlığım, benim için dışarının çok çekici gelmemesine neden oluyor. Sokaklar, diğer insaları önemsemeden hayvan gibi yürüyen yaratıklarla dolu. Cinayetler, tecavüzler, kavgalar vsvsvsvs…. Kaldı ki tam anlamıyla anlaşabildiğim arkadaşım da az aslında ve beni tam olarak anlayabilen insanla henüz tanışmak nasip olmadı. Daha doğrusu artık insanları kendime yaklaştırmamaya (düşünsel ve duygusal olarak) çalışıyorum. Dertleşme ortamında bile insanların sizin sorunlarınızla gerçekten ilgilenmedikleri, sırf yapmak zorunda olduklarını düşündükleri için cümleler kurduklarını görmemek için aptal olmak gerekiyor. Sanırım biraz da kendimi ifade etmemde bazı sorunlar var. Sonuç olarak elbette kimsenin bizim sorunlarımızla ilgilenmeleri gerekmiyor. Herşey tıpkı bizde başladığı gibi bizde bitiyor. O zaman dışarıda bu insanlarla neden vakit öldüreyim ki? Şahsen vaktimi sonu olmayan boş muhabbetlerle harcamak istemezdim.

Özellikle dişi cinsiyeti hakkında konu açıldığında ise duygusal anlamda artık anında duraksıyorum. Bu konuda çok tecrübeli olduğum söylenemez. Fakat elbette gönlümü verdiğim 1-2 kişi oldu ama bu kişiler de itinayla yalanlarına alet ettiler. Bir insanı ne kadar çok düşünürsen, o kişi seni o kadar çok dağıtıyor. Bu da bizi insanlara ilgi göstermememiz gerektiğine götürüyor. Haksız mıyım? Ama bu seferde olayın mantığından çıkmış olmuyor muyuz sizce? Bu dişi cinsiyeti nasıl bir yaratılımdır anlamış değilim fakat bu kadar egoist ve bencil bir yaratılım yoktur dünyada. Caddede yanımdan geçen bayanların sohbetlerine ister istemez kulak misafiri oluyorum. Arkadaşlarımın sevgilileriyle yaşadıkları sorunları dinliyorum. Çevremdeki bayanları gözlemliyorum. Hepsinde çıkan ortak payda bir sürü gereksiz sohbet ve uğraşlar. Haddime değil yargılamak; sadece kendi fikrim bu şekilde. Şuana kadar çıktığım kızlar içerisinde de 1 tanesi akıllıydı, o da bıraktı zaten (fazla aklı başındaydı :p ). Onun dışındakiler + tanıdığım diğer dişiler oldukça egoist ve boş düşünce olarak betimleyeceğim hareketleri sergiliyor. Aşk gerçekten nedir? Uğraşmaya değer mi? Şahsen aşkın olduğu yerde mantığın olmayacağına inanan birisiyim. Kaldı ki bir gönül kırıklığı yaşarken yazdığım buradaki yazıda bu konudan da bahsetmiştim. Friedrich Nietzshe‘nin şu sözleri gelir aklıma :

İnsanları sevdiğinizi söylüyorsunuz. Ama daha derine indiğinizde sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz. Siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz…

Hal durum böyleyken, bana dışarı çıkmam için gerçekten mantıklı birşeyler söyleyebilir misiniz? Bekliyorum..

Burger King’i Aşermek

Fast food kültürünün hızla yayılmasıyla birlikte özellikle bilişim sektöründe olan insanlarda bir göbek problemi oluşmaya başladı. :) Bu öyle bir göbek oluyor ki, içinden birkaç kılla harmanlanmış pamukla birlikte, göbek deliğinizden organik yastık üretebiliyorsunuz. Arkadaşlar arasındaki deyimimiz ise içinden pamuk çıkmayan göbek, göbek değildir hehe :)

Öğle yemeklerine çıkarken aramızda geçen fix diyalog “-Eee bugün ne yiyiyoruz?” “-Ee bugün nereye gidiyoruz“.. Fakat 2-3 gündür oyumu burger king’den kullanmama rağmen hepsinde de reddedildim ve başka yerlere gittik. Lakin bugün aşermenin doruk noktasına ulaştım ve sonunda bıçaklanma tehlikesi yüzünden herkes kabul etmek zorunda kaldı. Tüm ince, sarışın veya kızıl saçlı, açık tenli ve ve ve tercihen renkli gözlü kızların benimle olabilirlik olasılıklarını bir kenara atıp, gidip kocaman bir hamburger ve patates kızartması aldım :p Ulaştığım zevkin doruk noktasını anlatmama gerek yok :) Yapacak bir şey de yok aslında, arasıra böyle aşerme krizleri geliyor işte. Yakında göbeğide masanın üzerine koyacam. Hedefim ise pazar günleri kahvaltı tepsisini göbeğimin üzerinde sabit tutabilmek :) Kullanışlı olacağını düşünüyorum..

Google Caffein Güncellemesi

Blog siteme uzun zamandır yazmıyordum. Bunun nedenlerinden birincisi, iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması sitemle ilgileniyor olmam :) Fakat geçen zaman içerisinde olanlar hakkında konuşmak gerekirse, en önemli konu 8 Haziran tarihinde gerçekleştirilen google caffein güncellemesi. Bu güncellemeyle birlikte Google artık gerçek zamanlı arama sonuçları görüntülemeye bir adım daha yaklaşmış oldu! Olaya semantik arama açısından baktığımızda ise artık daha mantıklı sonuçlar görüntüleneceğine inanıyorum.

Google Caffeine

Eski Google indexleme sistemi katman olarak çalışıyordu. Bir katmanın yenilenmesi için öncelikle google botların tüm webi dolaşıp edindikleri bilgileri analiz etmek üzere veri tabanına taşımaları gerekiyordu. Analiz edilerek katmanlar şeklinde veritabanına indexlenen verilerle veritabanı yenileniyor ve sonuçlandırma işlemi gerçekleştiriliyordu. Fakat bu durum indexlenme ve verileri kullanıma hazır etme; takibinde sonuçları sunma aşamasını oldukça uzatıyordu. Bu sebeple çok üzün süre indexlenmeyi bekleyen içeriklerde oluyordu. Fakat Caffeine sistemi indexlenme işine büyük bir yenilik getiriyor. Google Caffeine’in her saniye yüzbinlerce işlemi paralel olarak yapacağını söylüyor.

Elbette zeki webmasterlarımız boş durmuyor ve caffein güncellemesi sonrası izledikleri politikaları değiştiriyor. Bunlardan ağırlıklı olarak wordpress kullanıcıları; spin eklentileri, eski konuları random olarak gündeme getiren, sitemap içerisinde last-modified bilgilerini değiştiren eklentiler ve hatta içeriklere random olarak getirdikleri imaj eklentileri kurmaya başladılar. Bu olayın bir benzeri, etiket kullanma muhabbetinin güncel olduğu döneme benziyor. Çoğu web yöneticisi etiketleme mantığını amacı dışında kullanmış ve hitlerini artırmaya başarmıştı. Fakat sonrasından bu web sitelerinin çoğu bir bir filtreye düştü ve domainler çöplüğe çevirildi. Uzun vadede yine bu spin ve modified bilgilerinin değiştirilmesinin bir yarar sağlamayacağını düşünüyorum. İnsanlığa yararlı bilgiler sunan, interaktif kullanım sağlayan siteler, abartılacak kadar olmasada (hergün) sitesini güncel tutmayı başaran siteler ayakta kalacaktır. Aynı zamanda forum  kullanım kültürünün canlanabileceğini düşünüyorum. Konu odaklı olan ve konuyla ilgilenen üyeleri çekmeyi başaran siteler, caffein güncellemesi ile birlikte hitlerini artırabileceklerini düşünüyorum.

Aynı zamanda SMO çalışmaları yapmak ise +1 puan sağlamaya devam edecek gibi gözüküyor. Bu bağlamda twitter, facebook, digg ve linkedin gibi servisler kullanılabilir. Bu süreç içerisinde blog siteme yazamamın diğer bir nedeni ise, bundan yaklaşık 3 yıl kadar önce linkler kelimesi için yaptığım fakat 1 yıl önce ilgisizlik ve kırık linklerin artmasından dolayı filtreye giren sitemi kurtarma çalışmalarımdı. Bu çalışmalar kapsamında CSS tabanlı yeni bir tasarım yaptım. Sitede bulunan tüm linkleri kontrol edip kırık linkleri ayıkladım. Henüz dün yayınladığım site için bir de “yeniden değerlendirme” talebinde bulundum. Yeni tasarım ile birlikte tüm adres yapılarını değiştirdim. Eski kategori linklerini 301 http statusu ile yenilerine taşıdım. Tüm yeni adresler indekslendikten sonra eski adresler google indexinde kalmaya devam ederse yönlendirmeleri iptal edip, remove url aracı ile silecem. Bakalım filtreden çıkmak ne zamana nasip olacak :)

Sonunda 1inci Sırayı Gördük

Şuanda çalıştığım firmanın SEO, SMO ve web içerik yönetimiyle ilgilenmekteyim. Şirketin geçmişinde hedeflediği kelimede 1inci sırayı görmemesi ve bir süre önce 2inci sırayı görmüş olup geri düşmesi, işe girerken benim için biraz avantaj oluşturuyordu. Şirketin bana verdiği ana kelimede 1inci ayın sonunda 4üncü sıradan 2inci sıraya yükselmeyi başarmıştım. 2inci dereceden ana kelimede de 17inci sıradan 8inci sıraya gelmiştik. SEO işlemleri bir süreçtir ve sonuçlar algoritma güncellemeleri sonucu değişkenlik gösterebiliyor. Bu süreç içerisinde kurduğunuz plandan çok fazla sapmadan an itibari ile sıralama ne olursa olsun planınızdan çıkmamanız gerekli.

27.05.2010 yani dün ana kelimemizde 1inci sıraya yükseldik. Şirket tarihinde görülmemiş :p (abartı modu) bu başarı sonucu hemen patronun yanına çıktım ve çikolatalı pasta istedim. (fırsatları değerlendiren insan modeli :p) Patron hem telefonundan, hem de bilgisayarı üzerinden sıralamayı kontrol ettikten sonra tebrik etti ve elimi sıktı :p Tabii bu pasta isteme olayını geçiştirecek bir eylem olma ihtimali vardı ve aynı cümleyi tekrar kurdum :D “Ben çikolatalı pasta istiyom” :d

“Tamam tamam, alacam” cevabından sonra 2 alt kattaki bölümümüze inip analiz ve alt kelimelerin kontrollerini yaptım. Gerçi hoş, muhtemelen ana kelimemizde tekrar 2inci sıraya düşme olasılığımız yüksek çünkü dalgalanmalar yoğun bir şekilde devam ediyor. Bu esnada sıralama bir çok kez değişecektir. Fakat düşsek bile tekrar çıkacağımıza yüksek ihtimal veriyorum. Çıkmasa bile biz zaten çoktan pastayı yedik :p :)

Arama
Beni Yukarı Çıkar