Uğur Eskici Sadece yapamadıklarımızdan pişman oluruz.

11Ağu/101

Web Tasarımı Deyince?

Artık daha eli yüzü düzgün kelimelerde çalışmaya başladım diyebilirim. Özellikle Egebilgi Yazılım bünyesine dahil olduktan sonra, potansiyel büyük kurumsal müşterilerin zor kelimeleri hedeflediklerini farketmek çok da zor değil. Fakat birilerinin bu kişilere long tail search'den bahsetmesi gerekiyor ki sanırım bu da benim :) Çoğu müşteri tek kelime üzerine düşünüyor fakat tek kelimelerin aranma hacmi (bazı kelimeler hariç) 2-3 kelimeden oluşan arama öbeklerine göre çok daha düşük seviyede. Elbette bu kararı vermek onlara düşer ama yarın birgün "-neden sitemize ziyaretçi gelmiyor?" dediklerinde kafalarına yumurta fırlatıcam :)

Müşterilerimizin işlerine çıkmadan önce ilk hedefim, web tasarım diyince gözler önüne Egebilgi'yi sokmak. Web Tasarım ve Web Tasarımı zor değil fakat uğraştıracak kelimeler. Lakin Egebilgi, Google AdWords, SEO ve çeşitli E-çözümler de sunuyor. Yan kelime olarak ise az önce özet geçtiğim e-pazarlamaya ait bazı kelimelerde çalışmayı planlıyorum.

Bir süredir Google AdWords sertifikası ne işe yarar? veya almam ne işe yarayacak? gibisinden düşünceler içerisindeydim. Aslında bir işe de yaradığı söylenemez. Pardon pardon bazı şeyler yarıyor :) Örneğin; bilgi düzeyiniz sınav sonuçları doğrultusunda teyit edilmiş olunuyor ve müşterileriniz sertifika logosunu görünce, içleri böyle bir güvenle böyle bir mutlulukla doluyor :) Evet bunlar dışında bi dalgaya yaradığı söylenemez :) Ama kurumsal danışmanlık yapılacaksa sertifika edinmeniz +1 puan kazandırıyor. Bu sebeple üşengeçliğimin üzerimde olmadığı bir gün Google AdWords eğitim merkezine göz atıp sınava gireceğim. Nasip olup geçersem de logoyu çerçeveletip duvara asacam :p

Dediğim gibi web tasarımı deyince; e birde malum izmir firmasıyız, web tasarım izmir de deyince artık Google'da Egebilgi'yi göreceğiz inşallah. Şimdilik hoşçakalın...

27Tem/100

Yine Uzun Bir Aradan Sonra

Sanırım yine uzun bir süredir blog siteme birşey yazmayı ihmal etmişim. Fakat siz de hak vericeksinizdir ki özellikle SEO ile ilgili olan yazılarımı, özgün niteliklerini korumaları için seo yarışması siteme yazıyorum. En azından bu durum bir 2 ay daha devam edecek. Söz veriyorum yarışma bittikten sonra ve biraz da dinlendikten sonra güzel makale girişleri ile kendimi affettireceğim.

Bir önceki yazımda bahsettiğim üzere Egebilgi Web Tasarım firmasına, SEO danışmanı olarak geçiş yaptım. Fakat sadece SEO ile ilgili kısımlar değil, Google AdWords yönetimi ile de ilgilenmekteyim. Nedense Türkiye'de bir uzman kelimesidir tutturmuş insanlar gidiyor. Şuyun uzmanıyım buyun uzmanıyım gibisinden.... Halbuki ben iş görüşmelerimde bile, iş ilanlarında yer alan "SEO Uzmanı" tarzındaki başlıklara bile takılan birisi olarak, bu duruma karşı oldukça şaşırıyorum. Hatta bunu iş görüşmelerimde bile söylüyorum.

"Eğer bir uzman arıyorsanız bu kesinlikle ben değilim. Sadece bu işi planlı ve profesyonel olarak yürütebilen tecrübeli bir elemanım."

O kadar hem online hemde reel seminerlere katıldım ki, bunlar Google AdWords, pazarlama ve çeşitli dallarda olsun, bir gün kendime şunun uzmanıyım diye tanıtmadım kendimi. Benim tek bir şey var ki, o da kendisine uzmanım diye tanıtan adamdan hayır gelmeyeceği; en azından SEO sektöründe...

Niels Bohr'un dediği gibi "Uzman, dar bir alanda yapılabilenecek tüm hataları yapan insandır." Henüz 22 yaşındayım ve tüm hataları şuana kadar yapmış olamam. Bu yüzden bir süre daha kendim için bu sıfatı kullanmayacağım.

Neyse efendim yaklaşık 3 hafta kadar bir süredir egebilginin kendi sitesine çeki düzen vermekle uğraşıyoruz. Daha doğrusu karar verilen tasarım tam olarak elime geçmediği için SEO işlemleri için kısmen beklemediğim. Uzaktan bağlanarak en azından içerik ve meta ile ilgili olan kısımları bitirdim. Site ve menü mimarisini tasarım ile birlikte başlayıp bitirmiştik. 301 ve 404 ile ilgili kısımları da bugün bitirdim. Yarına büyük bir aksilik çıkmazsa yayına alacağız. Yayına aldıktan hemen sonra başta server yapılandırmaları olmak üzere script üzerine bazı iyileştirme çalışmaları yapacağım.

12Tem/102

Başka bir sayfa…

Bugün hayatımın başka bir sayfasına geçmiş bulunmaktayım. Turkcell Silver Partneri Hermes İletişim'de, toplu sms ve şirkete ait diğer web sitelerin önemli kelimelerinde iyileştirme çalışmaları yapmak üzere 2010 Ocak ayında bünyelerine katılmıştım. 4 aylık süreç sonunda kritik tüm kelimelerde yükselim sağladım. Yan kelimelerde de çalışmalarım devam ediyordu. Fakat bazı özel nedenler ve evime olan mesafesinden dolayı 6ıncı ayımda kendime daha uygun olduğunu düşündüğüm, İzmir Karşıyaka'da bulunan Egebilgi firmasında iş görüşmesi sonrasında, bugün kendileri ile çalışmaya başladım. Bu işyeri ile olan iş görüşmem sonrası aklımda kalan son diyalog:

Patron: Eee uğur buraya kadar herşey güzel, peki bir işyerinden beklentin nedir?
Ben: Şort t-shirt giyebilecekmiyim abi? :D
Patron: İşte bu :D

gibi birşeydi :) Evet bugün hayatımın başka bir yeni sayfasını açtım sanırım. Günlük alışkanlarım ve standartlaşan hareket ve yol güzergahlarım bir hayli değişti. Fakat değişmeyen bazı şeylerde mevcut. Örneğin; delikanlı ihtiyar sendroumu gibi. Hani bir tabir vardır yaşlı insanlar için "ihtiyar delikanlı" diye, işte ben onun tam tersiyim :) Otobüste sırf ayakta gitmemek için ilk durağa gidiyor arka koltuklara oturup "ohh be dünya varmış" diyip iç çekmek, sadece 1 saat yol yürüdüm diye 3-4 gün kas sıkışması (et kırılması) yaşamak, 2-3 yılda bir oynadığım 1 futbol maçından sonra 1 hafta ayağa kalkamamak gibi durumlar var :D Ülen diyorum yaşımda 22 biyerde terslik var ama nerde acaba? Mesleğimden dolayımı acaba diyeceğim lakin bu tür yan etki ve düşünceleri sergilemeyen bir çok, hem iş hem kişisel arkadaşlarım var. Sorun bende sanırım :) sanırsam yani muhtemelen büyük olasılıkla, tamam ülen tamam ben sorunlu benim...

Bu arada seo yarışması siteme, blog bölümü açtım fakat yaşadığım "bu sayfanın çevirisini yap" problemi sürekli kendisini nüksediyor. Bloguma yazacağım fakat yarışma dolayısıyla konuları yarışma siteme açtığımı dolayısıyla ufak ipuçları için iyinet frmtr trkygnclr webmaster seo yarışması sitemi ziyaret etmenizi önermekteyim. Şimdilik hoşçakalın efendim...

8Tem/109

Psikolojik Saçmalatmacalar

Yaşça benden büyük abilerimin sürekli olarak söyledikleri şey; "Uğur dışarı çık", "Uğur biraz sosyal ol", "Uğur kız arkadaşı edin" gibi gibi şeyler uzuyorda gidiyor. Aslında beni düşünerek bu cümleleri sarfettiklerini biliyorum fakat içsel nedenleri sorgulamadan bu tür teşhis koymaları çok yapmacık geliyor. Bana yapmacık gelen eleştirileri de çok rahat gözardı ediyorum. Dünyaya, olaylara ve insanlara gelişi güzel bakmaya başaran bu kişiler için hayat iyi ve dünya dönüyor. Sonuç odaklı çalışan beyinler, olumsuzluklara karşı susmayı ve adapte olmayı öğrenmiş durumdalar. Sorgulamadan ezbere yaşamayı benimsedikleri apaçık ortada. Tüm bu cümlelere rağmen yinede asosyal olmadığımı düşünüyorum. Sadece dışarıdaki dünyanın kirli yüzüne hergün tanık olmak hoşuma gitmiyor.

Günümün uyku ve zorunlu olan ihtiyaçlarına ayırdığım zaman diliminin dışındaki kalan sürenin %90'nını bilgisayar karşısında geçiriyorum. Fakat daha sakin ve huzurlu bulduğum burası, diğerleri tarafından sıkıcı bulunuyor. Elbette birçok arkadaşım var, arada dışarı içmeye ve dolaşmaya çıkıyorum, arasıra sinemaya gidiyorum falan filan fakat insanların sorumsuz ve aşırı duyarsız tavırlarına karşı olan rahatsızlığım, benim için dışarının çok çekici gelmemesine neden oluyor. Sokaklar, diğer insaları önemsemeden hayvan gibi yürüyen yaratıklarla dolu. Cinayetler, tecavüzler, kavgalar vsvsvsvs.... Kaldı ki tam anlamıyla anlaşabildiğim arkadaşım da çok azdır ve beni tam olarak anlayabilen insanla henüz tanışmak nasip olmadı. Daha doğrusu artık insanları kendime yaklaştırmamaya (düşünsel ve duygusal olarak) çalışıyorum. Dertleşme ortamında bile insanların sizin sorunlarınızla gerçekten ilgilenmedikleri, sırf yapmak zorunda olduklarını düşündükleri için cümleler kurduklarını görmemek için aptal olmak gerekiyor. Sanırım biraz da kendimi ifade etmemde bazı sorunlar var. Sonuç olarak elbette kimsenin bizim sorunlarımızla ilgilenmeleri gerekmiyor. Herşey tıpkı bizde başladığı gibi bizde bitiyor. O zaman dışarıda bu insanlarla neden vakit öldüreyim ki? Şahsen vaktimi sonu olmayan boş muhabbetlerle harcamak istemezdim.

Özellikle dişi cinsiyeti hakkında konu açıldığında ise duygusal anlamda artık anında duraksıyorum. Bu konuda çok tecrübeli olduğum söylenemez. Fakat elbette gönlümü verdiğim 1-2 kişi oldu ama bu kişiler de itinayla parçaladılar beni. Bir insanı ne kadar çok düşünürsen, o kişi seni o kadar çok dağıtıyor. Bu da bizi insanlara ilgi göstermememiz gerektiğine götürüyor. Ama bu seferde olayın mantığından çıkmış olmuyor muyuz sizcede? Bu dişi cinsiyeti nasıl bir yaratılımdır anlamış değilim fakat bu kadar egoist ve bencil bir yaratık yoktur dünyada sanırım. Caddede yanımdan geçen bayanların sohbetlerine ister istemez kulak misafiri oluyorum. Arkadaşlarımın sevgilileriyle yaşadıkları sorunları dinliyorum. Çevremdeki bayanları gözlemliyorum. Hepsinde çıkan ortak payda birsürü gereksiz sohbetler ve uğraşlar. Sevdiğim bir kızla çıkarken önümdeki 15 yılın planını yaptığımı hatırlıyorum :) Onun haberi bile yokken sevindiği birçok olayın arkasında benim ellerimin olduğunu görmemesi, benim için ayrı birer güzellik ve mutluluktu. Fakat şimdi dönüp arkama baktığımda "gerçekten değermiymiş" cümlesinden başka birşey diyemiyorum. Neden şuanda bu ruh halindeyim bilmiyorum; sanırım bunun nedeni winampta çalan Zeki Müren parçaları olsa gerek :) Şuana kadar çıktığım kızlar içerisinden 1 tanesi akıllıydı, o da beni bıraktı zaten (fazla aklı başındaydı :p ). Onun dışındakiler + tanıdığım diğer dişiler oldukça egoist ve boş düşüncelerle doluydu. Aşk gerçekten nedir? Uğraşmaya değer mi? Şahsen aşkın olduğu yerde mantığın olmayacağına inanan birisiyim. Kaldı ki bir gönül kırıklığı yaşarken yazdığım buradaki yazıda bu konudan da bahsetmiştim. Friedrich Nietzshe'nin şu sözleri gelir aklıma :

İnsanları sevdiğinizi söylüyorsunuz. Ama daha derine indiğinizde sevdiğinizin onlar olmadığını göreceksiniz. Siz bu sevginin içinizde yarattığı duyguları seviyorsunuz…

Hal durum böyleyken, bana dışarı çıkmam için gerçekten mantıklı birşeyler söyleyebilir misiniz?

18Haz/100

Burger King’i Aşermek

Fast food kültürünün hızla yayılmasıyla birlikte, özellikle bilgisayar sektöründe yer edinen insanlarda bir göbek problemi oluşmaya başladı. Bu öyle bir göbek oluyor ki, içinden birkaç kılla harmanlanmış pamukla birlikte, göbek deliğinizden organik yastık üretebiliyorsunuz. Arkadaşlar arasındaki deyimimiz ise içinden pamuk çıkmayan göbek, göbek değildir :)

Öğle yemeklerine çıkarken aramızda geçen fix diyalog "-Eee bugün ne yiyiyoruz?" "-Ee bugün nereye gidiyoruz" tarzı sorular. Fakat 2-3 gündür oyumu burger king'den kullanmama rağmen hepsinde de reddedildim ve başka yerlere gittik. Lakin bugün aşermenin doruk noktasına ulaştım ve sonunda bıçaklanma tehlikesi yüzünden herkes kabul etmek zorunda kaldı. Tüm ince, sarışın veya kızıl saçlı, açık tenli ve ve ve tercihen renkli gözlü kızların benimle olabilirlik olasılıklarını bir kenara atıp, gidip kocaman bir hamburger ve patates kızartması aldım. Ulaştığım zevkin doruk noktasını anlatmama gerek yok :) Yapacak birşey de yok aslında arasıra böyle aşerme krizleri geliyor işte. Yakında göbeğide masanın üzerine koyacam. Hedefim ise pazar günleri kahvaltı tepsisini göbeğimin üzerinde sabit tutabilmek :) :d

Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes