Sanırım bugüne kadar aldığım en güzel hediye. Saatlerce yüzümü gülümsetti
Daha ne isteyebilirim ki..
Aldığım En Güzel Hediye..
- 19 Nisan 2011
- İçimden Gelenler
- Cevapla
Satıyorum satıyorum saaatttıımm!
- 13 Mart 2011
- İçimden Gelenler
- 14 Yorum
13 gün önce yazmam gereken bir yazıyı bugüne sıkıştırmak biraz boş vermişlik gibi olsa da işin aslı biraz farklı. SEO işiyle uzun yıllardır uğraşıyorum ve kariyerim için bir hayalim vardı. O da çok büyük bir sitesinin tüm SEO organizasyonlarını tek başıma yürütmek. İşte bu hayalim tam 13 gün önce gerçekleşti. Hemen anlatmak istiyorum
2011 Ocak ayında Bilge Adam’ın insan kaynaklarından bir telefon aldım. 1 ay sürecek olan görüşmelerin ilkini İzmir Bilge Adam İK‘sında yaptım. Gizlilik politikası nedeniyle neresi için çalışacağım söylenmemişti. Ön mülakatı geçtikten sonra, mülakatların devamının İstanbul’da olacağı bildirildi. Tabii sonrasında firmanın adını ayrıca öğrenince de, haliyle biraz heyecanlandım. Hatta biraz aptal gibi oldum diyebilirim çünkü kariyerim için güzel bir adım atmak üzereydim. Aklımda nedendir bilmiyorum, aniden şu parça (rock baby!!) çalmaya başlamıştı
Telefonu sakince kapattıktan sonra o dönemler çalıştığım iş yerinin balkonunda Karşıyaka çarşıyı açık bir şekilde görebiliyordum. Bir süre derin derin nefesler aldıktan sonra yüzümde bir gülümseme olmuştu.
Ardından masama dönüp az önce aklımda çalmaya başlayan parçayı açıp dinlediğimi hatırlıyorum.
Aslında hayatımın çok garip bir dönemindeydim; halen de o dönemin içindeyim. Bu dünyada en çok istediğim 2 şeyden ilki severek evlenmek (günümüzde biraz zor olduğunu düşünüyorum ve zoru severim
), 2incisi ise kariyerim için büyük bir sitenin SEO organizasyonlarını tek başıma yüklenmek ve yönetmekti; derken, önce yeni yılda hayatımı değiştiren çok güzel bir bayanla tanıştım ve çok hızlı bir şekilde patchler alarak hayata geri döndüm. 2 hafta sonrasında ise bahsettiğim iş teklifini aldım ve “oha noluyo nan” derken, hayatımın sadece 1 ay içerisinde değiştiğine tanık oldum. Şükürler olsun elbette, güzel şeyler oluyor… Tahtaya vurayım hemen
Bahsettiklerim ve bahsediceklerim sizler için basit şeyler olabilir fakat herkezin hayattan beklentisi doğal olarak farklı. Benim beklentilerim ise 22 yılın ardından, 1 ay içerisinde, aynı anda gerçekleşmeye başlaması oldukça şaşırtıcı, heyecanlı ve mutluluk vericiydi. Aslında biraz da korkutucu.. Ocak-Şubat aylarında 2 defa İstanbul’a gelerek mülakatlara girdim veeeeee sonunda işe kabul edildim

Gitti Gidiyor
Artık GittiGidiyor ailesinde çalışacaktım ve hemen İstanbul’a taşınmam gerekiyordu. Taşınma işi biraz sıkıntılı olsa da hemen eşyalı bir ev bulup yerleştim. İstanbul’a gelişim duygusal açıdan çok zor olsa da, biraz da kız arkadaşımın desteği ile başladığımı ayrıca belirtmek isterim. Desteği ve bazı restleri olmasa İstanbul’a gelme konusu biraz bulanıktı.
Çok da özel konulara girmeden tekrar işimi anlatmaya döneyim. Bundan sonra Gittigidiyor.com’un SEO uzmanlığını yapıcak ve bunun yanı sıra cimri.com , uzmantv.com , timsah.com , pabbuc.com ve Magnet A.Ş. bünyesindeki istanbul.net , izmir.net gibi şirketin diğer tüm sitelerine SEO desteği vereceğim. Bu arada başlığın “Satıyorum satıyorum saaatttıımm!” olduğuna bakmayın, gittigidiyor’da artık açık artırma sistemi artık yok.
1 Mart 2011 itibariyle başladığım işe ve işyerine, hiç yabancılık çekmedim. Aksine tüm arkadaşlar çok sıcak karşıladılar
Hepsi alanlarında bilgili ve nitelikli insanlar. Aralarına katılmam, pardon benim ısınıp sohbet etmeye başlamam 2 günde gerçekleşti. Halbuki insanlarla hemen tanışıp konuşabilen biri olduğumu söyleyemem. Ama GittiGidiyor ailesine katılmanın bir ayrıcalığı olsa gerek diye diyorum bu duruma
Sadece İstanbul’un soğuk havasına alışmak biraz zor oluyor. 1.5 hafta kadar hastaydım ve anca yeni iyileştim diyebilirim.
Sonuç olarak artık önümde yepyeni bir dönem var. Orta dünya kapanmış ve yeni bir çağ başlıyordu. Hobitler kendi dünyasında… Ups bu başka bir replikti sanırım
Astalavista baby..
Yok lebron james
- 22 Aralık 2010
- İçimden Gelenler
- 2 Yorum
Anlamıyorum kardeşim, bir insanın anlamadığı bir iş için ahkem kesmesini ve yorumlarda bulunmasını anlamıyorum. Hatta nefret ediyor, tiskiniyorum. Yok mu birde çok bilmiş havaları? Bir de şöyle bir insan türü var ki o da, yabancı hayranı olanlar. Sen yıllarını verirsin, işinde kalifiye bir birey olursun ama gel gelelim gavurun teki bir foruma yada bloga çok saçma birşey ve sırf bunu ingilizce olarak yazması ve bu adamın gidip onu okumasından dolayı, “%100 adam haklı” deyip, sana onun ağzından onu savunur. Hal durum böyle olunca da e “yok lebron james”… Hey Allah’ım ya.. Nedense çoğu Türk insanında böyle bir durum var. İyi güzel hoş, akıllı adamlar olduğu kesin de, bi o kadar salak adamlarda var bu ecnebi memleketlerde. Bu yüzden şu aptal aptal yabancı hayranlığınıza bir son verin ve önce bir birey olarak kendinizi ve niteliklerinizi sorgulayın. Biraz kitap okuyun, magazin ve boş haber bültenleri yerinde belgesel programlarına falan zaman ayırın. Yoksa emin olun ki bu dünyada ne mutlu ne de başarılı olabilirsiniz. En azından ben bu şekilde düşünüyorum.
Windows Vista Kaynak Kodları
- 7 Aralık 2010
- İçimden Gelenler
- 2 Yorum

Bu resmi geçende bir blog sitesinde görmüş ve güle güle alt satırlara doğru ilerlemiştim. Gel gelelim gülerken, resmin sonundaki şu metni de okudum:
Eğer yukarıdaki kodları okuduktan sonra suratınızda bir tebessüm oluşuyorsa kız arkadaşınız yok demektir. Yaa, böyle dumura uğratırım işte adamı… Var mı yoksa kız arkadaşınız?.. Yazının altına “ben ohudum vedene güldüm amma gız argadaşım da var” gibi bir yorum yapmayacaksınız değil mi? Yapmayın lan…
Yorum yapmış mıyımdır acaba :p ? Yapasım var sanki..
Eyvah, mimlendim! – Garip Alışkanlıklarım
- 21 Kasım 2010
- İçimden Gelenler
- 2 Yorum
Yıllardır internet kullancısıyım ama tam anlamıyla hiçbir zaman bir blog tutamadım. Genelde yararlı bulduğum bilgileri ve yazdığım bazı makaleleri sitemde yayınlarım. Fakat gel gelelim bu duruma bir dur deme vakti gelmiş ve ilk kıvılcım da “İzmir Blog Yazarları” buluşmasında atmıştı diyebilirim. Aslında site üzerindeki aktivitelerimi biraz daha kişiselleştirmek sürekli aklımda olan şeydi.
Efendim geçtiğimiz hafta bayram için Kars’a abimin yanına ziyarete gitmiştim. Kendisi astsubay olmasından dolayı, e malum birde 6 aylık bebişi var, gelemediler izmir taraflarına. O zaman ben gideyim bari dedim. Tabii bu gezim sırasında da internetten biraz uzak kaldım. Bu esnada sağolsun Kemal Onur beni kendi bloğunda mim’lemiş
E üzerime düşen de sanırım cevap yazmak
Mim’lenmiş olmanın utangaçlığıyla, sanırım sahip olduğum ve garip bulduğum bazı garip alışkanlıklarımdan bahsetmem gerekiyor. E çokta uzatmadan aklıma gelenleri yazıvereyim
:
- Özellikle yaz aylarında her gün 2.5 litrelik kola alırım ama bugüne kadar şişeyi bitirdiğim görülmemiştir. Muhakkak şişenin dibinde bi yarım litre kola kalır ve onu içmek yerine gider yeni bir kola alırım. Böylelikle odamda onlarca yarım kola şişeleri birikir.
- İnsanlarla konuşurken bazen aklıma birşey gelir ve kafamda onu düşünmeye başlarım. Gel gelelim surat ifademden dolayı karşımdaki insan kendisini dinlemediğimi düşünür. Ama bugüne kadar kimse benim dualcore olarak çalıştığımı fark edemedi
Bu batch process huyumdan vazgeçip, risc mimari modeline dönmem gerekli diye düşünüyorum. - Kola şişesindeki alışkanlığıma benzer olarak, hiç bir zaman çay bardağındaki çayın tamamını içmem. Muhakkak dibinde bırakırım. Misafirliklerde de çayımın bitmesini ve tazelemek üzere bekleyen evin kadını ile garip bakışmalarımız olur bu huyum yüzünden
- Yıllardır (sanırım Ankara’nın soğukluğundan olsa gerek) çoraplarımı çıkarmadan uyurum. İzlediğim filmlerde de, özellikle yabancı sinemalarda, herkez çorapsız ve boxer ile uyuduğunu görünce de, bunu denemeye karar vermiştim. Yazları çorap alışkanlığından vazgeçebilmeme rağmen kışın henüz çıkartmayı göze alamıyorum. Sanki sabah uyandığımda hasta olacakmışım gibi, geceleri elim çorabıma gider ama geri döner; garip bi huy işte
- Evimde asla birkaç parça bulaşık var diye yıkamaya yeltenmem. Kesinlikle bulaşıkların birikmesini bekler ve temiz su bardağı bulamadığım an bulaşıkların yıkanma zamanının geldiğini anlar ve yıkarım
O birkaç bulaşık küf tutsa bile birikmesini beklerim
- Bir mağazadan alışveriş yaparken özellikle dışarıdan içeriye satışçıların kız mı erkek mi olduğuna dikkat ederim. Genelde tanımadığım dişi familyası üyeleriyle doğru düzgün konuşamadığım için, tam olarak istediğimi satın alamaz ve hayır da diyemediğim için garip garip kıyafetler satın alır ve giymeden de durur dolabımda.
- Çokta simetri hastası diyemem ama duvarda duran yamuk şeyler beni çok rahatsız eder içten içe… Özellikle kendim birşey asarken de, santim santim ölçer, öyle çivilerim.
Sürekli seo ile uğraşmaktan, blog ve blogger kültüründen uzak kalmışım anlaşılan. Evet sayın kemal; sorarım sana, beni mimlediğin için mutlu musun? Oldu mu şimdi istediğin? Konuşsana, konuşsana hadi…!!!?? :p












